turgaytufan@turgaytufan.com

Görme Engellilerle İlgili Bilgiler

AZ GÖRENLER VE AZ GÖREN REHABİLİTASYONU

Görme gücünün (görme keskinliği veya görme alanı) gözlük, lens gibi bilinen yöntemlerle, ilaç tedavisi ile veya ameliyatla yararlı düzeye ulaştırılamadığı durumlara, kısıtlamanın derecesine göre körlük veya az görme denir.
Her iki durumda da temel ilke, kişinin mevcut kapasitesini en yüksek düzeyde kullanabilmesi için gerekli yardımcı cihazlar ve eğitim çalışmalarını kapsayan rehabilitasyondur.

İnsan hakları ve fırsat eşitliği prensibinden hareketle, toplumun her bireyi toplumun tüm kaynaklarından eşit olarak yararlanabilme hakkına sahiptir. Bu hak her bireyin bağımsız, üretken ve zevkli bir yaşam biçimine ulaşabilmesi olarak özetlenebilir.
Çağdaş sağlık göstergeleri artık eskisi gibi ölüm ve hastalık istatistikleri ile değil, yaşam kalitesi ölçekleri ile değerlendirilmektedir.
Sağlık hizmetinin tüm alanlarında olduğu gibi görme problemleri olan insanlarda da temel amaç, rehabilitasyon uygulamaları ile kişinin yaşam kalitesini yükseltmektir.

Uygulanacak rehabilitasyon programları, kişinin mevcut görme kapasitesine göre günlük yaşam aktivitelerinin gerçekleştirilebilmesi ve mesleksel becerilerinin kazanılması ve uygulanabilmesi için gerekli hedeflere göre belirlenir. Yani, görme gücü kaybı hangi düzeyde olursa olsun veya yaşamın hangi döneminde başlamış olursa olsun herkes için yapılabilecek bir şeyler vardır. Ancak, rehabilitasyon uygulamaları göz kaybının derecesi, oluştuğu yaş dönemi ve kişinin amaç ve hedeflerine göre değişmektedir.

Görme fonksiyonunun tamamen kaybedilmediği, ancak geleneksel tıbbi yöntemlerle yararlı düzeye çıkarılamadığı durumlarda az görme rehabilitasyonu gereklidir.
Az görenlerin rehabilitasyonunda, temelde yatan göz hastalığı ve mevcut fonksiyonel duruma göre, günlük yaşam aktiviteleri ve mesleksel becerilerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli uzak veya yakın görmenin bazı yardımcı cihazlar ve eğitimle yükseltilmesi hedeflenmektedir. Az görenlerin rehabilitasyonunda ilk aşama, yaşam kalitesi ölçekleri ile kişinin işlevsel kayıplarını belirlemek ve yaşamsal ve mesleksel alanlardaki hedeflerini saptamaktır.
İkinci aşama, bu hedeflere ulaşılabilmesi için yararlanabileceği yardımcı cihazlardan uygun olanları seçmek üzere yapılan muayenedir.
Üçüncü ve en önemli aşama eğitim aşamasıdır. Eğitim uygulamalarında ilk önce görme probleminin başladığı yaşa bağlı olarak hiç kazanmadığı (bebek ve çocukluk dönemi) veya daha sonra kaybettiği (yetişkin ve yaşlılık dönemi) görme işlevi ile ilgili fonksiyonların kazandırılması gerekir. Çünkü görme işlevi sadece göz ile ilgili olmayıp, beyin başta olmak üzere vücudun tüm bölümlerinin koordine olarak çalışmasını gerektirir.

Eğitim uygulamalarının diğer alanı ise önerilen yardımcı cihazların kullanılabilmesi ve işlevsel alandaki kısıtlayıcı etkilerin giderilmesi için gerekli alıştırmaları kapsar.
Sonuç olarak az gören rehabilitasyonu ülkemizde bugüne kadar bazı kuruluşlar tarafından uygulandığı gibi, teleskopik sistemler veya benzeri cihazların reçete edilmesi ile sınırlı değildir. Yardımcı cihazların önerilmesi, rehabilitasyonun sadece bir bölümü olup, eğitim çalışmaları ile desteklenmediğinde anlamsızdır.
Uluslar arası çalışmalara göre, sadece cihazın verilmesine yönelik uygulamalarda, kişinin yararlanma düzeyi %5 iken, eğitim programları ile desteklendiğinde yararlanma düzeyi %90-95 olmaktadır.

Sonuç olarak, körlerin ve az görenlerin rehabilitasyonu bir uzmanlık alanıdır ve bilimsel temellere uygun olarak gerçekleştirildiğinde yararlı olabilir.

GÖRME ENGELLİ KİMDİR – KİM DEĞİLDİR?

Görme engelli kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevî bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme engelliler arasında da başarılı olan, başarısız olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Kısacası görme engelli de herkes gibi bir insandır.

Farklı yazı sistemi kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimi alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Özetle görme engelli olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir.

GÖRME ENGELLİ OLMAK ÖNEMLİ BİR SORUN MUDUR?

Görme engelli bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme engellilerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir.

Eğer görme engellilere de yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği ve yeterli olanaklar sağlanırsa, görme sorunu olması o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir. Bugün ülkemizde görme engellilerin ulaşmak istediği başlıca hedef, herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır.

Görme engelli bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. İkisinin de pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme engelli kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme engellileri etkilemektedir.

GÖRME ENGELLİLERİN KULLANDIĞI ÖZEL ARAÇ GEREÇLER NELERDİR?

Görme engelliler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve iş yerlerinde, özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar. Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece, tansiyon, kan şekeri ölçen aletler, paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, coğrafya derslerinde kullanılan özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar, mutfak aletleri görme engellilerin yararlandığı bazı araçlardır. Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış aletler sayesinde görme engelli insanlar birçok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler.

Görme engelli bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönleri kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını çizip algılayabilmekte; konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmekte; hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır. Ekran okuyucu programlar sayesinde bilgisayar kullanabilen görme engelliler, internette rahatça dolaşarak her türlü bilgiye ulaşabilmektedirler.

GÖRME ENGELLİLERE KARŞI NASIL DAVRANMALIYIZ?

Görme engelli birine yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgilere gereksinimiz olacaktır.

Siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Çünkü kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmesi gerekmektedir.

Merdiven inerken trabzandan yararlanması için yol gösterici olabilirsiniz.

Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir.

Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlayamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz.

Eğer size yol veya yön sorarsa, sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah ediniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur. Görme engelli birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rahatsız edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme engelliye yardım etmeye kalkışmanız sadece size vakit kaybettirir.

Kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz, onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz.

Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz.

Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardrobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerini gösteriniz. Ayrıca, lambaların açık olup olmadığını, elektrik düğmelerinin hangi yönde açık ya da kapalı olduğunu bilmek isteyebilir.

Eğer arzu ederseniz sizinle körlüğü hakkında konuşabilir, ama bu eski bir hikayedir. Oysa sizin olduğu gibi görmeyenin de ilgi duyduğu başka pek çok konu vardır.

GÖRME ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN AİLELERE ÖĞÜTLER

Sevgili anne ve babalar, görme engelli çocuğunuza yardımcı olabilmeniz için aşağıdaki öğütlerimize kulak veriniz.

Görme engelli çocuk da bütün çocuklar gibi belirli gelişme aşamalarından geçerek büyür. Belirli gelişme aşamasındaki tüm davranış özelliklerine, görme engelli çocuklarda da rastlanır. Bu nedenle çocuğunuzda gözlemlendiğiniz davranışlar karşısında telaşa kapılmadan önce bu davranışın onun gelişme aşamasına uygun olup olmadığını anlamak için çocuk psikolojisi ve gelişimi ile ilgili kaynakları okuyunuz ve karşılaşılan güçlüklerde çocuğunuzun görmemesine sığınmayınız.

Görmeyen çocuğunuzdan henüz ulaşmadıkları aşamanın özelliklerini beklemeyiniz. Bir davranış veya becerinin ortaya çıkabilmesi için önce çocuğunuzun bünyesi yeterince gelişmiş olmalı (hazır olmalı), kasları, sinir sistemi, beyin gelişimi uygun olmalıdır. Ancak o zaman sizin sunacağınız olanaklar etkili ve yararlı olur.

Çocuğunuz sizin istediğiniz hızda değil, doğuştan getirdiği büyüme hızında gelişecektir. Her çocuğun büyüme hızı birbirinden farklıdır. Biri beceriyi 2 ay önce, diğeri 3 ay sonra yerine getirebilir. Sizin çocuğunuz geri kaldı zannedip telaşlanmayın ama gereken olanakları sunmaya devam edin.

Çocuğunuz bütün gelişim alanlarında aynı hızda ilerleme göstermez, telaşlanmayın. Örneğin; yürümeye çabalayan her çocukta konuşmadaki ilerlemeler yavaşlar, yürüdükten sonra kelime sayısında ve cümle kurmada ilerleme olur.

Çocuğunuzun doğuştan bazı özellikleri kalıtımsal olarak getirdiğini, aileden birine çektiğini unutmayınız, hemen görmemeye bağlayıp üzülmeyiniz.

Görme engelli çocukta görme duyusunun yerini ağırlıklı olarak dokunma duyusu almaktadır. Dış dünyayı görerek tanıma yerine, elleri ile yoklayarak tanımakta; dokunma duyusu yoluyla elde ettiği izlenimlerle çeşitli kavramlar geliştirmektedir.

Görmeyen çocuklar, cisimleri ağızlarına görenlerden daha sıklıkla götürmektedirler. Çünkü ağızları ile de tanımaktadırlar. Bu nedenle çocuğunuzun bu davranışını, mikrop bulaşır diye mümkün olduğu kadar engellemeyiniz.

Elleri göğüs hizasında birleştirmek çok önemlidir. İlerde iki el kullanarak yapılacak pek çok becerinin kazandırılması için iki el tutma, sallanan bir oyuncağı iki el ile yakalama gibi faaliyetlere teşvik ediniz.

Gören bebeğin kendiliğinden yaptığı tek el ile ayak yakalama, iki el ile tek ayağı yakalama, çapraz el ve ayak yakalama gibi el ile ayak yakalama oyunlarını görmeyen bebeğinize siz yaptırmalısınız. Bu gibi hareketler, vücudunun kısımlarını tanımasına yardımcı olacağı gibi, zihninde mesafe kavramının gelişmesi için de temel oluşturacaktır.

Bebeğinize sadece penye fanila veya zıbın giydirmeyiniz, çeşitlendiriniz. Tenine, yünlü, pazen, patiska vb. ne kadar çok kumaş değerse, zihinde o kadar çok kavram oluşacaktır.

Görmeyen bebekler kendiliklerinden emeklemezler. Gören bebekler, hoşlarına giden bir nesneye ulaşmak için çaba gösterirler. Bu yüzden emeklemeyi kendiliklerinden öğrenirler. Görmeyen bebeği ise sesli oyuncaklara ulaşması için çabalamaya ve emeklemeye teşvik etmelisiniz.

Görmeyen çocukların başlarını öne eğdikleri sıklıkla görülmektedir. Bunu önlemek için, bebeğinizi sadece sırt üstü yatırmaya alıştırmayınız. İhtiyaçları karşılandığı ve keyifli olduğu zamanlarda bebeğinizi alçağa yüzükoyun yatırınız ve siz yüksekte oturunuz. Ona yüksekten konuşunuz, oyunlar yapınız, böylece boynunu yukarı kaldırma ve tutma egzersizleri yaparak boyun kaslarını geliştirmesini ve başını dik tutmasını sağlamış olursunuz. Bunu yapabilmesi için kolları üzerinde hareket etmesine yardımcı olunuz.

Bebeğinize yastıklar yapınız ve içini nohut, fasulye, pirinç, mercimek gibi farklı cisimlerle doldurunuz. Bebeğinizin bu farklı yastıklar üzerinde yüzükoyun ve sırtüstü yatarak değişik dokunma uyaranları ile sert, yumuşak, iri-minik kavramlarını hissederek öğrenmesini sağlayınız.

Yürümesi için yine sizin teşvik etmeniz gerekmektedir.

Yürüdükten sonra değişik hareketleri siz öğretmelisiniz. Koşmak, zıplamak, dizini bük, eğil, çömel, kolunu kaldır, kolunu uzat vb.. Bunları öğretirken; siz o hareketi kendi elleriniz ile onun kol ve bacakları üzerinde yaptırmalısınız. Aynı zamanda da hareketleri isimlendirmeli ve tarif etmelisiniz. Bunları görmediği için kendi başına öğrenemez.

Ayak tabanları da avuç içi ile eş değerde beyne bilgi göndermektedir. Hava ve ısı şartlarına uygun olarak, çocuğunuzun çıplak ayak ile her yerde dolaşmasına izin veriniz ki, zemin ve yüzey farklılıklarını öğrensin. Evde; taş, parke, marley, fayans, mermer, halı, kilim, … Dışarıda; çimen, toprak, kum, çakıl asfalt vb. Aynı zamanda cisimlerin özelliklerini öğrensin. İnce-kalın, soğuk-sıcak, sert-yumuşak, kısa-uzun, büyük-küçük gibi. Cisimlerin yapıldığı maddeleri de öğrensin: Plastik, tahta, kumaş, cam, metal vb. Bunları sürekli isimlendirerek anlatmalısınız. Dokunarak hissetmeden, sadece anlatılanları dinlemek fazla işe yaramaz.

Bütün çocuklar oyun ile öğrenir. Çocuklarla ders çalışırsanız, hiç istekli olmazlar. Günlük yaşam içinde pek çok işi, faaliyeti oyuna dönüştürebilirsiniz.

Evde batıcı, yaralayıcı, canını yakıcı nesneleri toplayınız, görmeyen çocuğunuz da dolaşmaktan, hareket etmekten korkmasın. Özgürce dolaşsın ki, dış dünya ile baş etmeyi öğrensin.

Yeni yürümeye başladığında itilen, çekilen, ses çıkaran, hareket eden oyuncaklar alınız. Oyuncakları da malzeme olarak çeşitlilik göstersin: Tahta, kağıt, karton, bez, plastik, metal gibi. El ile sıkılan oyuncaklar da el kaslarının gelişmesine yardımcı olur.

Çocukluk dönemi, özellikle 0-6 yaş tüm çocuklar için somut biçimde yaşanılarak öğrenilen bir dönemdir. Görmeyen bebek ve çocuğunuzu da somut biçimde yaşatarak zihninde kavramlar oluşmasına katkıda bulununuz.

Seçtiğiniz oyuncaklarla pek çok kavramı çocuğunuza dokunma duyusu aracılığıyla öğretebilirsiniz. Düz, pütürlü, sivri, yamuk, eğri, yuvarlak, köşeli gibi.

Görmeyen çocukların sesli uyaranlara ve müziğe karşı daha ilgili oldukları gözlemlenmektedir. Zihninde kavramların sınırlı kalmaması ve hareketsizleşmemesi için çocuğunuzun sadece sesli uyaranları ve müziği dinleyerek zaman geçirmesine izin vermeyiniz.

1-1,5 yaş civarlarında kol, bacak, baş, karın gibi organları vücudunda ve kendi vücudunuzda gösteriniz. Daha sonra başının bölümlerini; ağız, burun, kulak, saç, kaş, diş ve el ve ayak parmaklarını tanıtınız. Hemen hemen aynı sıralarda hayvan seslerini öğretebilirsiniz. En iyi öğrenmeyi sağlamak için gerçeğini dinletmeli, hatta mümkün olanları yoklatmalısınız.

Gören çocuklar dış dünyadaki nesneleri bir bakışta algılarlar. Görmeyen çocuklar ise bir nesneyi ellerine aldıkları zaman bir parçasını, sonra diğerini, sonra sıra ile kalan kısımlarını yoklarlar. Bu nedenle, parçadan bütüne doğru ilerlerler. Böylece, görmeyenlerin zihninde kavramlar parçadan bütüne doğru gelişir. Görmeyen çocuklara da bir şey öğretirken mutlaka alt basamaklara bölmeli ve aşama aşama öğretmelisiniz.

Mekân algısı ve zihinsel harita geliştirebilmesi için önce odasını, kapıdan başlayarak duvarları yoklatarak ve sıra ile eşyaları tanıtarak öğretmelisiniz. Evde eşyaların yerini sıkça değiştirmeyiniz ki evin düzenini, odaların yerini, zihninde harita oluşturarak öğrenebilsin.

Çocuğunuzu parklara götürünüz, koşturunuz, kaydırınız. Kendi başına hareket edebilmesi için bağımsız hareket yöntemlerini öğretiniz.

Yemek yeme becerilerini kazanabilmesi için kaşıkla yediriniz. Pütürlü yemeye alışabilmesi için yemekleri püre şekline dönüştürmekten sakınınız.

Körlük tiklerinin gelişmesini önlemek için, hareketsiz kalmasını, canının sıkılmasını önleyiniz.

Mümkün olduğu kadar onu her yaşta ve tüm vücudunu içeren hareketlere ve faaliyetlere yönlendiriniz.

GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR NASIL DERS ÇALIŞIRLAR?

Eğitimin insan ve genelde bir toplum için ne denli önemli ve vazgeçilmez bir unsur olduğu herkesin mâlûmudur. Bizim bu yazıda ki amacımız, özel bazı koşulları gerektiren, görme engellilerin eğitimi konusunda kısa bilgiler vermektir.

Görme engeli olan bir kişi normal olarak mürekkep baskı ile yazılmış ders kitaplarını okuyup çalışamaz. Sınıfta tahtaya yazılan yazı ve şekilleri göremez. Sınav yapılacağı zaman diğer arkadaşları gibi soruları kendi gözü ile okuyup, cevaplarını yazamaz.

Bu açıklamalar ışığında, kör bir öğrencinin eğitimini nasıl sürdürebileceği konusunda kafamızda bir dolu soru işaretleri uyanabilir. Hatta onların asla okuyup bir eğitim kurumunu bitiremeyeceklerini bile düşünebiliriz. Oysa durum hiçte öyle değildir. Görmeyenler başarıyla eğitim yaşantılarını sürdürebilen kimselerdir.

Bu arada hemen belirtelim ki, 8 yıllık temel eğitim düzeyi için, bugün itibariyle Türkiye’de 15 civarında Körler Okulu bulunmaktadır. Lise ve yüksek öğrenim ise körler için özel olarak açılmış eğitim kurumları olmayıp, bu durumdaki öğrenciler normal okullara devam etmektedirler. Gerçekte görmeyenlerin 8 yıllık temel eğitim de dâhil olmak üzere gören arkadaşlarıyla birlikte aynı eğitim kurumlarına devam etmeleri mümkündür ve buna Kaynaştırma Eğitimi adı verilmektedir. Modern anlayışta bu sistem tercih edilmeğe başlanmıştır. Görme engelliler, gören arkadaşlarının devam ettiği okullarda birlikte eğitim görüp, zaman zaman okul birinciliğini bile kazanabilmektedirler. Üniversiteyi derece ile bitiren, master ve doktora yapan, hatta öğretim üyesi olan görme engelliler bulunmaktadır. Şunu hemen ekleyelim ki, engelli grupları arasında eğitim düzeyi en yüksek olanlar körlerdir. Çünkü onlar kendilerini eğitimden başka bir şeyin kurtaramayacağını en iyi bilen insanlardır.

Bu açıklamalardan sonra, bir görme engellinin eğitimini nasıl sürdürdüğüne biraz daha yakından bakalım; Görme engelli öğrencinin eğitiminde en önemli iki yardımcısı vardır. Teyp kasetleri ve kabartma yazı. Ders kitapları ses kayıt cihazlarına okunarak kasetlere kaydedilir. Böylelikle öğrenci, bir kitabı birisine defalarca okutmak zorunda kalmaktan kurtulmuş olur. İstediği an teyp yardımı ile ders çalışabilir. Belli bir metni gerekirse kasetten bir kaç defa dinleyerek lazım olan bilgiyi zihnine yerleştirebilir. Kabartma yazı Braille adlı bir kimse tarafından yüz yıldan fazla bir zaman önce bulunup geliştirilmiş bir yazı biçimidir.

Görmeyenler bu yazıyı parmakları ile okuyabilmektedirler. Bir karton üzerinde özel ve basit bir alet ile delerek oluşturulan düzenli kabartma sembollere dayanan bu yazı biçimi biraz fazla yer tutsa da çok kullanışlı bir sistemdir. Özellikle dersi dinleyen kör öğrenci kısa notlar tutmak için bu yazıyı kullanabilir. Böylece hem ders sırasında dikkatinin dağılmasını önlemiş olur. Hem de daha sonra bu notlardan yararlanabilir. Ülkemizde kabartma yazı ile basılmış ders kitapları çok azdır. Bunlar ancak ilk ve orta öğrenim düzeyinde olup, üniversite için kabartma kitap basılmamaktadır.

Üniversite eğitimi yapan körler genellikle ders kitaplarını veya ders notlarını kasetlere okumaktadırlar. Teknolojik gelişmeler günümüzde görmeyen öğrencilerin önüne çok yeni ve büyük bir imkân sunmuştur. Bu gelişmenin adı tahmin edilebileceği üzere BİLGİSAYAR dır. Bilgisayar her alanda olduğu gibi görmeyenler için de vazgeçilmez bir hale gelmektedir. Günümüzde geniş kapasitelere sahip kişisel bilgisayarların yaygınlaşması ile birlikte ses kaydında teyp ve kasetlerin yerini PC’ler CD’ler ve dijital kayıt almıştır.

Bu günkü imkânlarla bir ders kitabının bir insan tarafından kaset yerine bilgisayar ortamına okunup kaydedilmesi hiçte zor değildir. Bilgisayarın hard diskine yani ana belleğine ses dosyası olarak kaydedilen bir ders kitabının CD’ye aktarılması son derece kolay bir iştir. Bir kasede ancak doksan dakikalık ses kaydı sığarken, bir CD’ye yirmi hatta otuz saat kayıt doldurulabilmektedir. Bu sayede bir görmez öğrencinin belki de bir ders yılındaki tüm kitapları bir ya da birkaç CD’ye toplayıp eski Walkmanlerin yerine geçen CD Man ile istediği yerde dinleyebilmesi mümkün hale gelmektedir.
Bu alandaki büyük bir gelişme de kitap sahifelerini fotokopi çeker gibi tarayarak bilgisayara aktar

n tarayıcıların (Scanner) yaygınlaşması ile ortaya çıkmıştır. Bu aletlerle bir ders kitabını birkaç saat içinde taramak ve bilgisayar ortamına aktarmak mümkün olabilmektedir.

Bundan sonra olanlara inanmak ise daha da zordur! Görmeyenler için özel olarak geliştirilen bir ekran okuyucu program bilgisayara aktarılan bu kitabı yazı formatından ses formatına dönüştürmekte ve dijital bir insan sesi ile görmeyen öğrenciye okuyabilmektedir! Bu gerçek bir devrim, teknolojinin tam anlamı ile bir zaferidir! Bu imkân sayesinde görmeyen öğrenciler gören yakınlarına okutmakta güçlük çekebilecekleri uzun ve sıkıcı ders kitaplarını kısa sürede kendileri için okunabilir hale getirebilmektedirler. Bu teknolojinin maliyeti ise; Bir adet CD Writer’lı (PC) bilgisayar. Hard diskinin en az 40 Gb, hızının ise P4 olması gereklidir. Yaklaşık maliyet 800 ila 1000 Dolar arasında. Bir tarayıcı (Scanner) 100 Dolar. Yazıyı sese dönüştüren Program 200 Dolar.

Görmeyen öğrenciler dersleri dinleyerek ve not alarak çalışmakta, evlerinde bilgisayar desteği ile kitapları okuyabilmektedirler. Sınavlara ise genellikle bir gözetmen yardımı ile girmektedirler. Bu yardımcı sınav sorularını okuyan ve öğrencinin verdiği cevapları sınav kâğıdına yazan bir memurdur. Bilgisayar veya on parmak daktilo kullanan bazı öğrenciler soruları memurdan dinledikten sonra cevapları kendileri daktilo veya bilgisayar kullanarak yazabilmektedirler. Bir miktar görme imkânı olan az gören öğrenciler ise yine bilgisayar teknolojisinin sunduğu görüntü büyültücü program ve özel aygıtlardan yararlanmaktadırlar.

Bu arada kabartma yazıyı basabilen özel yazıcılar da mevcuttur. Ayrıca bilgisayar desteğine ihtiyaç duymadan elle, hızlı bir şekilde kabartma yazma imkânını sağlayan mekanik Braille Daktilolar mevcuttur. Bu tür aletlerin maliyetleri ise özel olarak üretildiklerinden dolayı oldukça yüksektir.

GÖRME ENGELLİLER İÇİN ÖZEL EĞİTİM VEREN KURUMLAR HANGİLERİDİR?

Ülkemizde Adana, Ankara (2), Çanakkale, Denizli, Erzurum, Gaziantep, İstanbul (2), İzmir, Kayseri, Kahramanmaraş, Konya, Niğde, Tokat, Diyarbakır’da olmak üzere görme engelli çocukların okuyabileceği 16 adet Körler Okulu bulunmaktadır. Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme engellilere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. İki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara, diğeri İstanbul’dadır. Bu merkezlerde, günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, masörlük, bilgisayar, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme engellilerin devlet veya özel sektörde işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetiştirilmeleri amaçlanmaktadır.

GÖRME ENGELLİLER HANGİ İŞLERDE ÇALIŞABİLİRLER VE HANGİ MESLEKLERDE BAŞARILI OLABİLİRLER?

Görme engellilerin başarılı olduğu alanlar, kendilerine sağlanan olanaklara ve teknolojik gelişmelere göre değişmektedir. Bu nedenle görme engellilerin çalıştığı ve başarılı olduğu meslekler ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir.

Görme engellilerin yapabileceği işler ve meslekler arasında avukatlık , müzisyenlik, sosyal, fen ve matematik, edebiyat, din, felsefe, yabancı dil dallarında öğretmenlik; ekonomi, sosyoloji, psikoloji dallarında uzmanlık; çeşitli kurumlarda yöneticilik, yazılı veya sözlü tercümanlık, bilgisayar operatörlüğü ve programcılığı, sekreterlik ve telefon santralciliği, danışma memurluğu, radyo televizyon ve gazetecilik görevleri, montajcılık, bazı tamir işleri, paketleme ve çeşitli el işleri vb. sayılabilir.

GÖRME ENGELLİLER SPOR YAPABİLİRLER Mİ?

Görme engelliler de gerekli eğitimi alarak sporun çeşitli dallarında çeşitli etkinlikler sürdürmektedirler. Görme engellilerin başarıyla yaptıkları spor dalları şunlardır: Futbol, golbol, yüzme, atletizm, güreş, showdoown, doğa yürüyüşleri, izcilik, binicilik, satranç vb.

Görme engelliler futbol topuna ses çıkartabilecek çeşitli ekler yaparak ya da bu amaçla özel olarak üretilmiş olan sesli topları kullanarak futbol oynayabilmektedirler.

Golbol görme engellilere özgü bir spor dalı olup, dörder kişilik iki takımın oturur vaziyette topu elle yuvarlayarak kaleye gol atma çabalarından oluşmaktadır.

Bugün itibariyle ülkemizde görme engelliler alanında 13 spor kulübü bulunmaktadır. Kurulan ilk ve en büyük spor kulübü Ankara Altı Nokta Spor Kulübüdür.

GÖRME ENGELLİLER RÜYA GÖRÜR MÜ?

Körlerle ilgili en çok merak edilen ve gündeme gelen konulardan biri de, rüya görüp görmedikleridir. Görmeyenlerin,rüya görmedikleri sanılır ve bu soru onlara sıklıkla yöneltilir. Körler elbette rüya görür. Rüya sadece görme duyusuna bağlı bir olgu değildir. Bütün duyu organlarından gelen uyarıların beyinde toplanmasıyla oluşur. Kör insanın gördüğü rüya, yaşamında dünyayı nasıl algılıyorsa aynen öyledir. Doğuşundan beri hiç görmemiş bir kimse yaşamını nasıl, sesler, dokunuşlar ve kokular üzerine kurmuşsa, rüyaları da bunların üzerine kurulur. Buna karşılık çocukluk yıllarında az ya da çok gören ve bunu sonradan yitiren kimseler, eski dönemin olaylarını ve kişilerini rüyalarında görüntülü biçimde görürler. Çünkü onların beyninde bu imajlar saklıdır. Ancak şu tespit edilmiştir ki, bu kimselerin görsel hafızaları zamanla zayıflamakta ve görüntülü rüyaları azalmaktadır.

GÖRME ENGELLİLER KENDİ BAŞLARINA GEZİP DOLAŞABİLİRLER Mİ?

Düzenli bir çevrede bazı koşullar ve olanakların sağlanması halinde görme engellilerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme engelliler kendi başlarına dolaşmak için beyaz renkli, metalden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp cebe ya da çantaya konulabilir. Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme engelliler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler. Görme engelli çocuğu olan aileler, küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaştırmaya alıştırmalıdırlar. Okullarda öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktadırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanımının benimsetilmesi zorlaşmaktadır.

Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme engelli bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır.

Bazı gelişmiş ülkelerde görme engellilerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir.

GÖRME ENGELLİLER ALANINDA İSTİSMAR VAR MIDIR?

Toplumun genelinde olduğu gibi görme engelliler alanında da çeşitli biçimleriyle istismar ve istismarcılık bulunmaktadır. Gerek gören, gerekse kör bazı kötü niyetli kişiler, halkın görme engellilere karşı olan güzel duygularını kullanarak bu duyguları paraya dönüştürmek için birtakım çalışmalar yürütmektedirler. Bunlardan birisi, derme çatma konser guruplarıyla okulların ve sayfiye yerlerin taranması ve “okul yaptırıyoruz, huzurevi yaptırıyoruz, körlere eğitim ve burs hizmetleri sunuyoruz” gibi yalanlarla zarf dağıtılarak para toplanılmasıdır. Bu paralar denetimsiz bir biçimde konser organizatörleri tarafından kendi çıkarları için harcanmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı 1998 yılında çıkardığı bir genelge ile bu gurupların okullara girmesini yasaklamış ise de korsan veya durumdan habersiz iyi niyetli yerel yetkililerin izni ile yer yer bu faaliyetlerin sürdürüldüğü bilinmektedir.

Görme engellilere hizmet amacıyla çalışan kimi dernek ve vakıfların iktisadi faaliyet çerçevesinde çeşitli tüketim mallarını satarak elde edilen gelirleri hizmete dönüştürme yolunda çabaları vardır. .Bu son derece olağan ve yararlı bir faaliyettir. Ancak, bu çeşit faaliyetleri istismar ederek kişisel çıkar sağlamaya çalışan kişi veya guruplar da bulunmaktadır.

Bu nedenle istismarcı olan ve olmayan faaliyetleri ayırabilmek için yurttaşlarımızın gelen kişilerden yetki belgelerini istemeleri, satılan malzemelerde dernek veya vakfın adının, adresinin ve telefonlarının bulunup bulunmadığını incelemeleri, kuşkuya düşmeleri halinde ise bu telefonları arayarak bilgi edinmeleri gerekmektedir.

Görme engelliler alanındaki istismarın bir başka biçimi de görme engellinin bizzat kendisinin körlüğünü ve halkın acıma duygularını kullanarak bazı ayrıcalıklar veya çıkarlar elde etmeye çalışmasıdır.

Onurlu bir görme engelli, herkesle eşit haklara ve yükümlülüklere sahip olduğunun bilinciyle hareket edeceğinden, yurttaşlarımızın, acıma duygularını istismar etmeye kalkışan görme engellilere ödün vermemesi, doğru bir yurttaşlık, dayanışma ve yardım bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması açısından son derece önemlidir.