turgaytufan@turgaytufan.com

Öteki Türkiye - Serhat KAYIN

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kelime var:”ötekileştirme”. Dinsel ötekileştirme, ırksal ötekileştirme, takımsal ötekileştirme… Vs. Bir kısmın diğerini yok sayması, ya da inkârı ile doğan bu kavram tüm etkisini hayatımızın her safhasında göstermektedir.

Herkesin kendisi gibi olanı sahiplenip kendisine benzemeyeni dışlaması hangi akıla ve dine uyar size soruyorum? Günümüz Türkiye’sinde kutuplaşmaların zirve yaptığı herkes tarafından bilinmektedir. Bunu körükleyen siyasetçilerimiz ve yöneticilerimiz popülist yaklaşımlarla meydanlarda savurdukları demokrasi çığlıklarıyla ne denli ters bir davranış içinde olduklarının farkında bile değiller. Müslümanların sayıca üstün olduğu ülkemizde ne yazık ki diğer dinlere sahip olan vatandaşlarımız ötekileştirilmekte ve sanki sadece İslam dini varmış gibi yok sayılmaktadırlar. Oysaki yolda karşılaştığımız herhangi bir insanın dini kimliği bizi ilgilendirmemesi gerekir. Asıl olan o kişinin insanlığı ve iyi birisi olmasıdır. Ama insanlarımız belki de eğitimsizlikten kendi gibi inanmayan birine farklı bir gözle bakıp o kişileri önemsememektedirler. İnsanların açıkça ben aleviyim veya ben yahudiyim diyememesinin nedenlerini hepimiz sorgulamalıyız. Yakın geçmişte Alevilik üstünden yürütülen siyasi söylemleri elbette unutmamışsınızdır.

Diğer bir ötekileştirme şekli de yine giyimsel farklılıkların yarattığı ötekileştirme. Türban takan vatandaşlarımızın başı açıklar tarafından ötekileştirilmesi yine aynı şekilde başı açık olanların türban takanlar tarafından ötekileştirilmesi bizim apaçık önümüzde durmaktadır. Özellikle küçük şehirlerde veya köylerde yaşayanların basit tabirle mahalle baskısı ile kendisi gibi olmayanlara yaptıkları baskı sanırım ki inkâr edilemez.

Yine eski dönemde gördüğümüz meclis manzarasında sayı üstünlüğünün getirdiği imkânlarla ben yaptım oldu zihniyetinde olan iktidar partisi vekillerinin diğer partileri ötekileştirmesi ne kadar da yanlış bir tutum değil mi? Oysa ki, bir yasayı yapan meclisin kendisi gibi düşünmeyen kitlelerin temsilcilerine de saygı göstermesi gerekmez mi? Kendileri gibi düşünmeyen diğerlerini inkâr edip yok saymak ile ne bireyler ne de toplum hiçbir zaman ileri gidemez.

Peki, ırksal ötekileştirmeye ne diyelim? Türklerin Kürtleri, Lazların ermeni vatandaşlarımızı dışlaması hatta çoğu zaman yokmuş gibi davranması da önemli bir örnek olabilir. Oysaki hepimiz bir olup kardeşçesine yaşasak göreceğiz ki ülkemiz daha da büyüyecek ve daha da zenginleşme yolunda büyük bir adım atmış olacağız. Kurtuluş savaşında sırt sırta savaşmış olan atalarımız şu anki durumu görseler idi eminim ki kemikleri sızlardı. Biz hala dış güçlerin tuzağına düşüp diğerimizi ötekileştirdiğimiz için bir arpa boyu bile yol alamıyoruz.

Birbirimize hoşgörü ile davransak ve kimseyi yaşam tarzı veya başka bir neden ile dışlamasak göreceğiz ki yaşamanın tadı eskisinden daha güzel olacaktır. Yazımı büyük ustanın o ünlü sözüyle bitirmek istiyorum:”Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…”

Saygılarımla…

Serhat Kayın

E posta: serhatkayin@hotmail.com