turgaytufan@turgaytufan.com

Sosyal Devlet Yok Ediliyor - Av. Hasan TATAR

12 Haziran milletvekili genel seçimlerinin hemen birkaç gün öncesinde hükümetin çıkardığı bir kanun hükmünde kararname ile devlet bakanlığı kaldırılarak yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oluşturuldu. Kararname ile Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü kaldırılarak bunların yerine Yaşlı ve Özürlü Hizmetleri Genel Müdürlüğü kuruldu. Merkezi yapısı yok edilen Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri de İl Özel İdarelerine bağlandı.

İlk bakışta konunun bir icracı bakanlık ve buna bağlı icracı bir genel müdürlük düzeyine yükseltilmiş gibi görülmesi olayın altında yatan gerçekliğin gözlerden gizlenmesinden başka bir şey değildir. Tüm bakanlıklar düzeyinde koordinasyon görevi olan özürlüler idaresi başkanlığının yerine kurulan genel müdürlük yaşlı ve engellileri birlikte kapsayarak engellileri halk öznesi olmaktan çıkarmakta ve hizmet edilen korunan bir unsura dönüştürmektedir.  Bu düzenlemeyle Anayasa değişikliği referandumuyla anayasanın 10. Maddesinde yapılan engellilere yönelik düzenleme paralel olup anayasa da engellilere yönelik düzenleme hakkında daha önce engelliler konfederasyonu ve bağlı federasyon ve başta Altınokta Körler Derneği olmak üzere derneklerin dile getirdikleri kaygı ve eleştirilerin haklılığı maalesef bir kez daha doğrulanmıştır.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme kurumunun merkezi varlığına son verilerek il müdürlüklerinin il özel idarelerine devredilmesi sosyal hizmetler gibi önemli bir alanı merkezi planlamadan yoksun bırakmıştır.

Genel seçimleri bile beklemeden AKP hükümetinin kararname ile alelacele gündeme getirdiği bu düzenleme bir süredir planlı bir biçimde adım adım budanan, yok edilmek istenen sosyal devlete vurulan son büyük darbedir.  Bu düzenlemeyle yalnızca engelliler hak arama öznesi olmaktan çıkarılmakla, yalnızca sosyal hizmetler alanı merkezi planlamadan yoksun bırakılmakla kalınmamakta aynı zamanda kadınlarda ailenin bir unsuru durumuna getirilmekte ancak aile içerisindeki konumuyla yani anne ve eş statüsüyle görülen bir toplum kesimi durumuna indirgenmektedir. Bu düzenleme sonucunda sosyal yardımlar yaşlılar, engelliler, kadınlar ve sosyal devletin öznesi olan diğer toplum kesimleri yalnızca hizmet alan yalnızca yardım edilen yalnızca korunan kesimler durumuna indirgenmişlerdir. Sosyal yardımlarda hükümetlerin en sağdık memurları olan valilerin iki dudağı arasına sıkıştırılmış ve onların inisiyatifine bırakılmıştır. Böylece artık sosyal devletten neredeyse söz etme olanağı dahi ortadan kalkmış sosyal devlet yerine himayeci, sadakacı devlet anlayışı konulmuştur. Bu düzenlemelerle uzunca bir süredir özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarıyla sosyal yanı adım adım budanan sosyal devlet artık anayasanın deyimi yerindeyse niyadı dolmuş, geçersiz hale gelmiş 3. Maddesindeki lafta ve rafta kalan lüx bir ibaresi durumuna düşürülmüştür. Umarız yeni anayasa tartışmalarının içerisinde artık lafta kalan sosyal devlet ibaresi tümüyle ortadan kaldırılmaz.

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın haklarına sahip çıkan bilinçli engelli kitlesinin ve demokratik engelli örgütlerinin önümüzdeki görevlerinin daha da zorlaştığını fark ederek umutsuzluğa kapılmak yerine gelişen yeni durum karşısında daha bir bilinçli ve daha bir örgütlü olmaya ve sosyal devlet talebini diğer hak arayan toplum kesimleri ve onların örgütleriyle birlikte yükseltmeye çalışmaları  gerekmektedir.  Bu görev büyük insanlık davamızın en acil en önemli en onurlu mücadele görevi olarak bütün sıcaklığıyla önümüzde durmaktadır. Bütün engellileri , bütün engelli örgütlerini onurlarına sahip çıkarak bu haklı davaya omuz vermeye güçlerini birleştirerek sosyal devleti sonuna kadar savunmaya çağırıyorum.