turgaytufan@turgaytufan.com

Körlükle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Körlük Hakkında Ne kadar Bilginiz Var?

Bazı insanlar tamamen ya da kısmi kör olarak doğarken, bazıları da yaşamlarının sonraki zamanlarından birindegörme duyularını kaybetmektedir. Körlüğün en önenli sebepleri olarak, sinirlerin dejenerasyonu, Göz tansiyonu, Katarat ve şeker hastalığına bağlı nedenler gösterilebilir. Ayrıca Retinis Pigmentosa, Oküler Albinizm ve tavuk karası hastalığı gibi genetik nedenler de körlüğe yol açan sebepler arasında yer almaktadır. Ülkemizde akraba evliliği de körlük ve diğer özürlerin en önemli sebeplerinde biridir. Küçük bir oran olmakla birlikte kazalar da körlüğe neden olan sebepler arasında gösterilebilir.

Evet, Göz kaybıyla sonuçlanan Bir çok kazada körlük aslında önlenebilir.

 Hayır, Halk arasında böyle bir yanlış inanç bulunmaktadır. Ancak yönelge ve pratik yapma kör olsun olmasın herhangi bir kişinin Dinlme, sesleri ayırt edip yorumlama, ve diğer algılarını daha iyi kullanabilme yeteneğini güçlendirebilir.

Uzun zamandır, bir insanın işe alınma ve kendi işina yapabilme hakkıyla ilgili konu sakatların hak arama mücadelesinde önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde 50 kişiden fazla eleman çalıştıran her kurumun %3 oranında sakat çalıştırma zorunluluğu olmasına karşın, bu yükümlülük hem kamu hem de özel kuruluşlarda tam olarak uygulanmamaktadır. Maalesef iş piyasasındaki genel inanış, görmeyen birinin iş yerlerinde üretkenlik ve rekabet gerektiren görevlerin üstesinden gelemeyeceği yönündedir. Bu nedenle Az gören ve hiç görmeyen insanlar iş piyasasında bir çok engelle karşı karşıya kalmaktadır. Öncelikle bir iş bulabilmek ve iş bulduktan sonra da bu işin gerektirdiği sorumlulukları en verimli biçimde yerine getirebilmek noktalarında görmeyenlerin karşısına bir çok engel çıkarılmaktadır. Bu engellerin bir çoğunun aşılması ve görmeyenlerin de herkes kadar verimli ve üretken çalışabilmesi mümkündür. Bunun için, iş yerindeki gerekli sosyal uyumun sağlanması, iş yerine işlevsel olarak uyumla ilgili gerekli oryantasyonun verilmesi ve günlük teknolojiler konusunda yeterli eğitimin sağlanması bir çok sorunun çözümüne yardımcı olacaktır. Ancak öncelikle bu konudaki önyargının aşılması çok önemlidir.

Evet: Özellikle yurt dışında kör ve az görenler 1000\’i aşkın farklı meslekte çalışmaktadır. Ancak ülkemizdeki önyargı ve engellemeler dolayısıyla körlerin Santral hukuk gibi sadece birkaç işi yapabileceğine inanılmaktadır.

Genellikle Körler, birkaç istisna dışında tamamen gören birinin yaptığı bir çok işi yapabilir. Bazı işlerde çalışabilmek görme düzeyine bağlı olabilir. Örneğin bir kör şef, öğretmen ya da doktorluk gibi işleri yapabilir. Ancak aynı kişinin havacılık ve pilotluk gibi yüksek görsellik gerektiren işleri yapması mümkün olmayabilir.

Bir görmeyen gidiş gelişlerinde ülkemizde genellikle Beyaz Baston, Yurt dışında Rehber köpek ya da beyas baston gibi şeyler kullanır veya gören birinden yardım alabilir. Gidiş gelişlerde düzenli olarak kullanılan yollardaki Dönüş, yol eyimi, kaldırım ya da yollardaki farklı döşemeler, belirgin bir ses, Pastane lokanta benzeri yerlerden gelen koku gibi işaretlerden de yararlanabilir. Şu günlerde dünyada Harita yazılımları ya da GPS teknolojisi de görmeyenlerin ulaşımlarını kolaylaştırmaktadır. Ancak ülkemizde maalesef bu sistemler henüz hayata geçmemiştir.

Kesinlikle hayır. Lütfen bir görmeyenle konuşurken başka biriyle nasıl konuşuyorsanız o şekilde konuşun. Bu tür sözcüklerin kullanılması herhangi bir sorun yaratmayacaktır.

Hayır bu tür köpekler yurt dışı koşullarına göre eğitildikleri için ülkemiz koşullarına uyum sağlayamamaktadır. Ülkemiz koşulları için de böyle bir eğitim köpeklere verilmemektedir.

Elbette evet, görmeyenler de herkes gibi bu aktiviteleri yapar ve bunlardan hoşlanır. Televizyon ve film izlerken, o an konuşan karakterin sesi ve programlardaki çeşitli sesli işaretler gibi ip uçlarından yararlanırlar. Ayrıca gören biriyle, o an görüntüde ne olduğunun konuşulmasıyla da görselliğin getirdiği bilgi eksiklikleri kapatılmaktadır. Son dönemlerde dünya da sesli tarif adı verilen, ve film ve programlardaki görsel sahnelerin aralardaki konuşma dışı boşluklarda arka plandaki bir ses tarafından anlatılmasını kapsayan sistemler gelişmektedir. Ülkemizde henüz örneği görülmeyen bu sistemlerin daha da gelişmesiyle film ve televizyon izleme önündeki bir çok engel ortadan kalkacaktır.

Körlüğün çeşitli dereceleri vardır. Tam körlük, bir kişinin hiç görüşü olmaması veya sadece ışık ve karartıları görebilmesi anlamına gelmektedir. İşlevsel körlük, bir kimsenin görme düzeyinin alternatif adaptasyon araçlar olmaksızın bir işi yerine getirmek için yeterli olmayışına denir. Yasal körlük ise, kişinin yaşamını bağımsız olarak sürdürmek için görsel ya da görsel olmayan adaptasyon araçlarına ihtiyaç duymasıdır. Hiç görmeyenlerin kullandığı bazı araçlar, Beyas baston, ekrandaki yazı ve diyalokları seslendiren ekran okuyucuların yüklü olduğu bilgisayarlar, mürekkep yazılı materyalleri bilgisayar ortamına geçirerek bu yazılar bir görmeyenin de okumasına imkan veren scanner (tarayıcılar), yazı yazmak için kullanılan daktilo ve tablet benzeri araçlardır. Az görenler ise, büyüteç ve teleskop, kapalı devre büyüteçlerle donatılmış vidyo ve televizyon, ekrandaki yazıları büyüten yazılımların yüklendiği bilgisayarlar gibi araçları kullanmaktadır. Burada altı çizilmelidir ki, hiç görmeyen ya da az gören biri çeşitli araç gereçlerin yardımıyla, görsellik kaybının dezavantajlarının çok büyük bir kısmını ortadan kaldırabilmektedir.

bir çok görmeyen kabartma yazı adı da verilen Braille alfabesini kullanarak okuyup yazarlar. Braille alfabesi noktaların kabartılması ve bunların dokunarak anlaşılmasıyla okunur. 6 noktadan oluşan bu yazıda, harfler bu 6 noktanın değişik kombinasyonlarının kabartılmasıyla elde edilir. Örneğin, A harfini yazmak için sadece 1. nokta kabartılırken, E harfini yazmak için 1 ve 5\’inci noktalar kabartılır. Bu yazıyı yazmak için tablet, kalem ve daktilolar bulunmaktadır. Ayrıca bilgisayar ortamındaki bir yazıyı Braille olarak basan yazıcılar da mevcuttur. Bunun yanında hiç görmeyenler kitap ya da gazetelere kaset, CD çalar ya da bilgisayarlardan dinleyerek de ulaşırlar. Bilgisayar ortamındaki yazılar ise ekran okuyucu programlar ya da bilgisayarlara bağlanabilen Braille ekranlar yardımıyla rahatlıkla okunabilir. Az görenler ise kitapları yüzlerine daha yakın tutarak ya da yazıları büyüten büyüteç ya da kapalı devre televizyonlar yardımıyla okurlar.

Evet. Bir görmeyen Ekran okuyucu adı verilen yazılımlar yardımıyla sıradan bir bilgisayarı herkes kadar rahatlıkla kullanabilir. Bilgisayar üzerinde yazı yazmak, internete girmek, tablo oluşturmak ya da sohbet etmek gibi bir çok etkinliği görmeyenler de aynı programları kullanarak görenler gibi yapabilmektedir. Bunun için tek gerekli yazılım ekran okuyucu bir programdır. Bu programlar, ekrandaki yazılı metin, menü ve diyalokları bir sentezleyici aracılığıyla sese dönüştürür ve görmeyenin bilgisayarda yaptığı şeyleri takip etmesini sağlar. Bu yazılımlar ses kartı bulunan her bilgisayara birkaç dakika içinde rahatlıkla yüklenebildiği için bir görmeyenin bilgisayar kullanımı önünde bir engel yoktur.

Maalesef ülkemizde özellikle kağat paraların boyutları arasında büyük bir fark olmadığı için bu paraların görmeyenler tarafından tanınması mümkün olmamaktadır. Halbuki Euro ve dolar gibi para birimlerindeki her para farklı boyutlarda olduğu için, bu paralar ya el yardımıyla ya da para tanıma araçlarıyla görmeyenler tarafından tanınabilmektedir. Bozuk paralarda ise paraların boyutları karşılaştırılarak tanıma mümkün olmaktadır. Az görenler ise paralardaki resim ya da renk ayrımları yardımıyla parayı tanıyabilmektedir.

Bir çok telefonda 5 rakamı üzerinde küçük bir nokta bulunmaktadır. Bu nokta yardımıyla görmeyen biri 5 rakamına göre diğer tuşların konumunu da rahatlıkla bulur ve sabit telefonların kullanımında bir problem olmaz. Cep telefonlarında ise görmeyenler menülerin sırasını ve kaç kere yön tuşuna basıldığında hangi menüye gelineceğini ezberlemek suretiyle bu telefonları kullanır ve rahatlıkla mesaj yazabilir. Son dönemlerde geliştirilen ve cep telefonlarına yüklenen ekran okuyucu programlar sayesinde ise artık bir görmeyen de gören birinin cep telefonunda yaptığı mesaj gönderme ve okuma, internete girme, rehberden isim bulma gibi tüm işleri sesli olarak rahatlıkla yapabilmektedir. Ancak bu tür ekran okuyucu programların fiyatlarının pahalı oluşu ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

Bu tür durumlarda yer tarif etmenin en kolay yöntemi saat metodudur. Yuvarlak tabak saatin yüzeyini sembolize eder. Böylelikle bir gören bir yiyeceğin tabaktaki yerini görmeyen birine saat metoduyla anlatabilir. Örneğin Patates saat 12, tavuk da saat 6 yönünde.

Eğer kişi organize şekilde elbiselerini hep aynı noktalara koyar ve bu yerleri bilirse, elbiselerin tanınmasında hiçbir zorluk yoktur. Ayrıca elbiselerin kumaş yapısı da onların dokunsal olarak tanınmasına imkan vermektedir. Örneğin kadife, kumaş ve kot pantolonlar birbirlerinden rahatlıkla dokunarak ayırt edilebilir. Bu elbiselerin renklerini ayırt etmek için elbiselere etiket yapıştırılabilir ya da renk tanıyıcı adı verilen ve elbisenin üzerine tutulduğunda rengini söyleyen araçlar kullanılabilir. Çorap çiftlerinin çamaşır makinesine atıldığında birbirleriyle karıştırılmaması içinse bunlar birlerine küçük ataçlarla tutturulabilir.

Bir çok spor aleti hiç görmeyen ya da az görenlere adapte edilebilir. Örneğin az görenler için bir topun rengi çok belirgin olarak görülebilecek parlak bir renge boyanabilir. Yine toplara zil ya da sinyal takılarak topun yerinin görmeyen tarafından rahatlıkla anlaşılması sağlanabilir. Görmeyenler arasında uluslar arası football maçları yapılmaktadır. Aynı şekilde görmeyenlerin yaptıkları golbol gibi bazı spor türleri de bulunmaktadır.

Görmeyenler için üretilen kabartma saatlar vardır ve görmeyen saatin kapağını açıp içindeki nokta, yelkovan ve akrebe dokunarak saati söyleyebilir. Ayrıca bazı görmeyenler de bir düğmeye basıldığında saati sesli olarak söyleyen konuşan saatler kullanmaktadır.

Makyaj yapmak, kişi görsün ya da kör olsun öğrenilmesi gereken bir yetenektir. Elbette, bunun için pratik yapmak, sonuçları gören birinden geri bildirim almak ve yanlış renkleri kullanmaktan kaçınmak için ürünleri doğru şekilde etiketlemek gerekir.

Görmeyen biri yemek pişirmeyi öğrenirken, bu sırada alternatif duyu organları çok yararlı olabilir. İnsanlar güvenli yemek pişirmenin farklı tekniklerini öğrenebilir. Ocak, mikro dalga fırın ve mikser gibi araçların düğmeleri bunların çeşitli ayarlarını anlayabilmek amacıyla dokunarak anlayacak şekilde etiketlenebilir. Kaplara içlerindekini anlamak amacıyla büyük puntolarla yazılı ya da Braille etiketler yapıştırılabilir. Yemek pişirmeyi daha kolay ve güvenli hale getiren Uzun fırın eldivenleri, Sıvı seviye göstergeleri (sıvının taşmaması içinde belli bir seviyeye geldiğinde ses çıkaran bir araç) ve çift taraflı spatula gibi mutfak araçları bulunmaktadır.

Tıpkı görenlerde olduğu gibi görmeyenler de tat, koku, zamanlama ve bir şeyin yumuşaklık sertliğine göre yemeğin pişip pişmediğine karar verir.

Kesinlikle evet, ve görmeyenlerin çocuklarının da kör doğacakları ya da sonradan kör olacakları gibi bir zorunluluktan söz edilemez. Ancak Çocuğun da aynı göz koşullarıyla dünyaya gelmesine sebep olabilecek çeşitli kalıtsal eylimler bulunabilir. Bu bir genetik doktoru tarafından belirlenebilir.

Bazı görmeyenler gören bir arkadaşlarıyla alışveriş yapabilir, market çalışanlarından yardım isteyebilir ya da telefon vey internet yoluyla sipriş verebilir. Bazıları ise neler alacaklarını önceden bilgisayarda yazıp markete gelebilir. Ürünler dokunarak ya da kokularına göre seçilebilir. Az görenler yiyeceklerin etiketlerini okuyabilmek amacıyla büyüteçler kullanabilir. Alışverişlerin daha kolay ve stresten uzak olabilmesi için market çalışanlarının eğitilmesi son derece yararlı olacaktır.

Tabiki evet. Tıpkı herkes gibi körler de rüya görür. Ancak rüyalarında da normal hayatlarında nasıl yaşıyorlarsa görme düzeyleri aynıdır. Yani hiç görmeyen rüyasında da kördür. Ancak görme yetisini sonradan kaybetmiş insanlar belli bir süre rüyalarında görebildiklerini söylemektedir.

Renk körleri Kırmızı-yeşil ya da sarı-mavi renklerini ayırt etme zorluğu yaşar. Örneğin turuncu ve kırmızı olan bir nesneyi renk körü sadece turuncu olarak görür. Bu kişi, her şeyi ya turuncu, ya da sadece kırmızı olan bir cismi gri olarak görür. Ancak, renk körü insanların görme düzeyleri bunun dışında gören biriyle aynıdır ve bu insanlar televizyon izlemek, okumak ya da diğer görsel etkinlikleri gören biriyle aynı şekilde gerçekleştirebilir.